6 Temmuz 2015 Pazartesi

Ben bu bilekliği çok beeğendim


Günaydın :)
Haftanız güzel olsunnn :)
Ben çok beğendim bu çalışmayı. Renkler ve malzeme tam benlik seçilmiş.
Siz de renklerinizle kendinize özel bu güzelliği bileğinize takabilirsiniz ;)
Sevgilerimle..







webden alıntıdır.

..bi göreyim »

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Komik Baykuşşş

Ben gibi baykuş figürlerini sevenlere :)
Boyayın
Kesin
Yapıştırın
Çerçeveletin
Dekupaj yapın
Sevin onları sevin :)))










..bi göreyim »

Polimer kil düğme

Günaydın:)
Renk seçimleri çok başarılı olmuş bir polimer kil düğme çalışması.
Dekor olarak kullanmak için harika bir seçenek bence. 
Çerçeve kenarlarına harika olur bence.
Sizi zorlamayacak, eğlendirecek, çabuk bitecek çıtır çerez işlerden biri :)
Sevgilerimle








webden alıntıdır

..bi göreyim »

30 Haziran 2015 Salı

3 harika çalışma

Günaydınnn :)
Verdiğim ilk örnek bugüne kadar gördüğüm en farklı örnek.
Baskı gibi duran harika bir kelebek.
Hepsi çok zarif duruyor. Biraz sabırla meraklısı çok güzel işler çıkartacaktır bence:)
Sevgilerimle..









..bi göreyim »

29 Haziran 2015 Pazartesi

Değiştirinnnnnn Dönüştürüüüüüünnn :)

Tamammmmm
Tamaaammmmm
Anladımmmmmmm
Herkes sıkıldı benim fazla sağlıklı konuşmamdan:)
Herkes özledi değişik paylaşımlarımı :)
Eğlenceli
Neşeli
Farklı
İşte sizeeeee tam mevsimine uygun penye dönüşümleri:) 
Ben çok beğendimmmm:)
Sevgilerimle..















..bi göreyim »

27 Haziran 2015 Cumartesi

Neden KİNOA ? Kinoa’lı pasta tarifi


Neden KİNOA

ve
Kinoa’lı pasta tarifi

Kinoa nedir?

Çocukluğumuzda bir çizgi kahraman vardı, o mu yoksa?” diye geçebilir akıldan.
Pek çoğumuz yeni kullanılmaya başlanan bir tahıl olduğunu düşünüyoruz . Çizgi roman kahramanı olmadığı gibi tahıl da değil KİNOA. Bir tohum.

Tohumu ‘yaratan’, kuşlar değil de insanlar yesin diye üzerini sabunla kaplamış. Ben gezegende oluşan düzenin en çok bu muziplik eğilimini seviyorum. Tohumu sabunla kaplayınca hem ilaçlamaya gerek kalmadan korunmuş oluyor, hem de deterjan ambalajı gerekmiyor. Şaka yapıyorum ama içinde gerçek de var.

Bir çeşit sabun olan ‘saponin’ ile kaplı kinoa’nın pişirilmeden önce suda bekletilmesi gerek. Böylece saponin çözülüp suya geçiyor. Biz bu suyu süzüp atıyoruz, Aztek’ler ise başka bir kapta toplayıp çamaşırlarını yıkarlarmış. Bilmeden üzerindeki sabun yani saponin ile birlikte pişirip yediyseniz ziyanı yok, çünkü zehirli değil.

Olsa olsa biraz sabun tadı yemeğin tadını kaçırmış olabilir, bir de sindirim sisteminde gaz oluşmuş olabilir.

En az yarım saat suda beklemiş kinoa bol akarsu altında iyice yıkanıp süzüldükten sonra pişirilip yenmeye hazır hale geliyor.

Peki nasıl pişireceğiz ve de neden pişireceğiz? Yani şart mıdır bu kinoa’yı yememiz?

Eh, fena olmaz doğrusu.

Yarar başlığı altında sayılabilecek çok şey var. Sizi bilmem ama böyle alt alta sıralanmış faydaları ben artık algılayamaz oldum: Magnezyum var, bakır var, insülin salgısını dengeleyerek şeker hastalığının kontrol altına alınmasına destek. Hücre yenilenmesinde çok önemli. Romatizmal eğilimleri dizginliyor. Liste bundan çok daha uzun, ama saymaya devam etmeyeceğim. İnterneti karıştırıp hepsini bulabiliriz. Ve görürüz ki, dört dörtlük bir mucize bu minik tohum.

Amaaa, bir özelliği var ki Kinoa’nın işte belki de bu günümüzde en çok ihtiyaç duyulanı.

Kinoa KİLO KONTROLU’nda önemli bir destek.

Sebebi kalori değerinin düşük olması değil. Evet , kalorisi düşük. Pilav gibi pişirilerek pirinç yerine kullanılabiliyor ve kalori değerleri pirincin tamı tamına yarısı. Dokuz amino asitin tamamını da barındıran ender yiyeceklerden biri olan kinoa önemli bir protein kaynağı. Proteinin hücre yapıtaşı olarak önemini biliriz. Protein yoğun beslenmenin bir başka sonucu da metabolizmanın hızlanması.
Kilo kontrolunda karşılaşılan önemli güçlüklerden biri, sanıldığı gibi yeme miktarını kontrol edememek, az yemeği başaramamak değil. Tam tersine gerekenin altında kalori alınsa bile, başlangıçta eksilen kiloların, gramların miktarının giderek azalması ve hatta durması. Özellikle de 35 yaşından itibaren metabolizmanın tabi bir yavaşlama aşamasına geçmesi ile birlikte ‘az yesem de kilo veremiyorum’ kabusu sık görülen rüyalar arasına giriyor.

Bu bir kısır döngü haline gelebiliyor: “Az yiyorum, az yedikçe metabolizmam daha da yavaşlıyor, yavaşlayınca yağ yakmayı azaltıyor, ve yağ depolamayı arttırıyor. Çok yersem kilo alıyorum. Metabolizmayı hızlandırmak icin protein olarak yağsız beyaz balık eti kaynakları oldukça sınırlı. Tavuk göğüs eti yemekten yakında gıdaklamaya başlayacağım.” cümleleri tanıdık geliyor. . Bonfile, biftek konusunda da kırmızı et, bütçe vs açısından çeşitli çekinceler olabileceği gibi, bir de kalorisinin oldukça yüksek olması gibi bir gerçek var.

Tanrım bu durumdan bir çıkış yok mu? Tarlada çalışılan, kışın yakacak sınırlaması olan, antibiyotiğin bile henüz bulunmamış olduğu, dolayısıyla güçlü olup hastalanmamak için ‘bir dirhem etin bin ayıp örttüğü’ bir çağdan bakkala bile gitmeyip yoğurdu ve arabayı bir tuşa dokunarak aldığımız günlere geldik. O zamanlar için dizayn edilmiş beslenme alışkanlıklarının ve kullanılan yiyeceklerin de değişmesi gerekiyor. İşte kinoa da bu yeni mutfağın yeni misafirlerinden biri olarak imdada yetişen pek çok malzemeden biri.

Kilo kontrolundaki en önemli desteklerden biri ‘TOK’ olmak. Zaten açlık çekiyorsanız ve irade ile yemiyorsanız bu size önemli bir mesaj vermeli: Metabolizmanızla inatlaşmaktasınız. İnat ile sebatı birbirinden ayırmak lazım. Her tür inadın sonunun kaybetmek olduğu gibi metabolizma ile inatlaşmanın sonu mutlaka hüsran olacaktır. Siz bedeni ihtiyacı olan gıdadan mahrum bıraktıkça o da sizin kararınızla bünyeye alınacak gıdayı umursamasına gerek kalmayacak tedbirler alacaktır: Yani harcamayacaktır ve kırk yılda bir eline geçen kaynağı da çok daha tasarruflu kullanacaktır.

İşte bu noktada kinoa ‘sıkı bir öğün’ yemişlik hissini ve saatlerce sürecek tokluğu düşük kalori ile sağlar.

Öğünlerde ihtiyaç hissedilen pilav, makarna , börek gibi karbonhidrat ağırlıklı yemeklerin tadını başarı ile taklit eder, oysa karbonhidrat ağırlıklı değil, protein ağırlıklı bir besindir.

Metabolizmayı hızlandırır, dolayısıyla yağ yakılma sürecini etkiler.

Eh, hafife alınmayacak bir özelliği de tadının nötr, yansız olmasıdır. Bu özelliği sayesinde pilav, kuskus, salata, meze yapımı için olduğu kadar pasta, ekmek yapımı için de uygundur.

Yaygın uygulamadan oldukça farklı bir kinoa deneyimi için aşağıdaki çikolatalı pasta tarifini deneyebilirsiniz.

Kinoa’lı pasta için:

Hamur için:

150 gr kinoa

1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı kakao
1 tatlı kaşığı vanilya
½ tatlı kaşığı kabartma tozu
1+½ tatlı kaşığı karbonat
½ tatlı kaşığı tuz
125 gr tereyağı ( oda ısısında)
4 adet yumurta

Krema için:
200 ml likit krema
200 gr bitter çikolata

•Kinoa’yı bolca su içinde yarım saat bekletin, süzüp yıkayın. 300 ml su ile kaynatın. Suyunu tamamen çekmesini sağlayın. Soğumasını bekleyin ve mutfak robotunun bıçak ucu ile ezip püre haline getirin. Bu işlemi bir gün önceden de yapabilirsiniz.

•Kremayı süt kaynatır gibi bir tencerede kaynatın. Ateşten alın, küçük parçalara ayrılmış çikolatayı ekleyerek karıştırın, soğumaya bırakın.

•Çukur bir kapta toz şeker, kakao, kabartma tozu, vanilya, karbonat ve tuzu karıştırın.

•Kinoayı püre haline getirdiğiniz mutfak robotunun içine yumurta, yumuşak tereyağı ve birbirleri ile karıştırmış olduğunuz kuru malzemeleri ekleyin. Kısa süre karıştırın. Hamurun çok koyu olduğunu düşünürseniz 2-3 kaşık süt ekleyebilirsiniz.
Önceden yağlamış olduğunuz muffin kaplarının içine bölüştürün veya yuvarlak bir kek kalıbının içine yayın.
180º C ‘de küçük kapları 20 dakika , büyük kek pişiriyorsanız 40 dakika fırınlayın.

Soğuk ama yumuşak krema ile dekore edin.

Kaynak



..bi göreyim »

Derin dondurucuları kullanım süreleri..











..bi göreyim »